Bir zamanlar, yemyeşil tepelerin arasında gizlenmiş, huzur dolu küçük bir köy vardı. Bu köyün kenarında, rengarenk çiçeklerle dolu, her mevsimde farklı bir güzellik sergileyen bir bahçe uzanırdı. Bahçenin sahibi, yılların tecrübesine sahip, sevimli ve bilge yaşlı Bay Posbıyık idi. Domatesleri, rengarenk marulları ve taze havuçları o kadar güzeldi ki, bütün orman hayvanlarının iştahını kabartır, bahçeye doğru sevinçle koşmalarına neden olurdu. Göz alıcı çiçekler ve lezzetli sebzelerle dolu bu bahçe, köyün hayatına anlam katıyor, insanları ve hayvanları bir araya getirerek adeta bir cennet köşesi oluşturuyordu.
Bu bahçenin en meraklı ziyaretçisi ise Mavi Ceketli Kırmızı Kuyruk adındaki minik bir sincap idi. Kuyruğu tüylü, gözleri kocaman ve pırıl pırıldı. Annesi ona her zaman şöyle derdi:
— Kırmızı Kuyruk, sakın Bay Posbıyık’ın bahçesine girme! Orası senin için tehlikeli olabilir.

Ama Kırmızı Kuyruk, annesinin sözlerini çoğu zaman bir kulağından girip ötekinden çıkmasına aldırmazdı. Çünkü o bahçede, parlayan turuncu havuçlar ve kocaman kabaklar vardı.

Bir sabah, güneş henüz doğarken Kırmızı Kuyruk sessizce bahçenin kapısından içeri süzüldü. Minik patileriyle toprağa bastı, havuçlara doğru koştu.
Tam o sırada, bahçenin diğer köşesinden incecik bir ses duydu:
— “Şşt! Sen de mi gizlice geldin?”

Dönüp baktığında, pembe elbiseli minik bir tavşan gördü. Tavşanın adı Pembe Pati idi. O da annesinden gizli bahçeye gelmişti.
İkisi birlikte havuçları kemirmeye başladılar. Birlikte gülüyor, birlikte koşuşturuyorlardı. Ama birden arka taraftan ağır adımlar duyuldu. Bay Posbıyık elinde büyük bir sulama kabıyla geliyordu!

Kırmızı Kuyruk ve Pembe Pati panikle kaçmaya başladılar. Küçük kapıdan çıkmaya çalışırken sıkışıp kaldılar. Kuyruğu kapıya takılan sincap acıyla “Ah!” dedi. Tavşan da elbisesinin kenarını çite kaptırdı.

Bay Posbıyık yaklaştı, ama onları görünce kızmak yerine gülümsedi:
— “Sizi yaramazlar! Havuç istiyorsanız bana gelin, gizlice çalmayın.” dedi.
Sonra onlara küçük bir sepet dolusu havuç verdi.
O günden sonra, Kırmızı Kuyruk ve Pembe Pati bahçeye gizlice girmek yerine Bay Papatya’nın izniyle gidip havuçlarını almayı öğrendiler.

Ve anneleri onlara kızmadı; çünkü artık doğruyu biliyorlardı.
